İlk kez üniversite kliniğinde bir danışanım, otuzlu yaşlarının ortasındayken annesiyle tartıştığını ve o anda kendini “5 yaşındaki çocuk gibi” hissettiğini anlattığında şaşkınlıktan nutkum tutulmuştu. Yetişkin, eğitimli, güçlü görünen biri; ama kriz anında ses tonu inceliyor, dudak büzülüyor, kapıları çarpıp odasına kapanıyordu. O gün “psikolojide regresyon nedir” sorusu kitap sayfalarından çıkıp gerçek hayatta karşıma dikildi diyebilirim.
Psikolojide Regresyon Nedir ve Neden Seni Bu Kadar Etkiler?
Psikolojide regresyon, kişinin yoğun stres, kaygı veya çatışma yaşadığında; daha erken gelişim dönemlerine ait duygu, düşünce ve davranış örüntülerine geri dönmesiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır. Yani beden olarak yetişkinsindir ama zihin, o an için kendini çocuklukta güvenli hissettiği bir noktaya çeker.
İşte gerçek şu ki regresyon; “saçmalıyorum, çocuklaşıyorum” diye yargılayacağın bir zayıflık değil, zihninin kendini korumak için kullandığı otomatik bir stratejidir. 2025 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, yoğun stres yaşayan yetişkinlerin yaklaşık %30’unda dönemsel regresif (çocukça) davranış epizodları gözleniyor ve bu davranışların önemli bir kısmı kişinin bunu fark etmeden ortaya çıkıyor.
Regresyonu anlamanın sana kazandıracağı en önemli şey şu: Kendini suçlamak yerine, neyin tetiklediğini görüp yönetmeyi öğrenebilirsin. Böylece partnerinle tartışırken bir anda bağırmaya başlayan “içindeki küçük çocuk”u fark eder, iş yerinde eleştiri aldığında odana kapanmak yerine, yetişkin tarafını devreye sokmayı yavaş yavaş öğrenirsin.
psikolojide regresyon nedir İçin 5 Kritik İpucu – Belirtileri Nasıl Tanırsın?
Psikolojide regresyon nedir sorusunu tam olarak kavramak için önce kendinde (ve çevrendekilerde) nasıl göründüğünü netleştirmek gerekiyor. Çünkü çoğu kişi regresyon yaşadığını fark etmiyor, sadece “O an kendimi tutamadım” deyip geçiyor. Peki hangi sinyaller bu mekanizmanın devrede olduğunu gösterir?
- 1. Ses tonunun ve dilinin çocuklaşması: Yetişkin biriyle konuşurken bir anda sitemkâr, kırılgan, “neden benimle böyle konuşuyorsun” tarzında, adeta bir ilkokul çocuğu gibi konuşmaya başladığını hiç fark ettin mi?
- 2. Dramatik alınmalar ve küsme: Basit bir eleştiri karşısında “Demek ki beni hiç sevmiyorsun” diyerek odana kapanmak, mesajlara cevap vermemek, telefon kapatmak gibi tepkiler regresyonun klasik örneklerindendir.
- 3. Nesnelere yönelen öfke patlamaları: Kapı çarpmak, eşyaları fırlatmak, yastığı yumruklamak… Yetişkin bedenin, çocukluğun öfke ifade biçimini sahneye koyar.
- 4. Fazla talepkâr ve “ilgi aç” davranışlar: Partnerinden ya da arkadaşından sürekli ilgi, onay ve teyit istemek; “Beni gerçekten seviyor musun?” sorusunu defalarca sormak da çoğu zaman çocukluk korkularına regresyonla bağlantılıdır.
- 5. Sorumluluktan kaçış: İşleri erteleyip “nasılsa bir şekilde hallolur” diyerek, hesabı hep başkalarının ödemesini beklemek… Yetişkin sorumluluğundan çocuk rahatlığına kaçış regresif bir manevradır.
İstanbul’da çalıştığım klinikte, yoğun performans baskısı altında çalışan bir danışanım, rapor teslim tarihi yaklaştığında sürekli mide ağrısı yaşadığını, işine odaklanamadığını anlatıyordu. Seanslarda fark ettik ki; babasının sert eleştirileri, okul ödevleri ve “yine yanlış yapacaksın” cümleleriyle birleşince zihni her deadline’da ilkokul yıllarına geri gidiyordu. Peki ya sen? Son teslim tarihleri yaklaştığında gerçekten “yorgun” musun, yoksa zihin eski korkularına mı kaçıyor?
Asıl ilginç olan, regresyon yaşayan biri bunu çoğu zaman bilinçli olarak seçmez; beyin, geçmişte kendini güvende hissettiği bir moda otomatik geçiş yapar. İşte püf nokta da burada: Fark ettiğin anda artık otomatiklik bozulmaya başlar, yani seçim gücün artar.
Regresyon Türleri – Farklı Yaklaşımlar ve Terapide Nasıl Çalışılır?
Psikolojide regresyon nedir sorusunu biraz daha derinleştirelim. Her regresyon aynı değildir; kimisi kısa süreli ve yüzeyseldir, kimisi ise kişilik yapılanmasının içine kadar yerleşmiştir. Ben terapi odasında özellikle iki düzeyde regresyonla sık karşılaşıyorum: geçici (durumsal) regresyon ve daha derin, yapısal regresyon.
Durumsal Regresyon – Gündelik Hayatta Anlık Geri Dönüşler
Durumsal regresyon, belirli bir olayın tetiklediği, genellikle kısa süreli “çocuklaşma” halidir. Örneğin, yetişkin birinin anne veya babasından telefonda sert bir uyarı duyduğunda, ses tonunun aniden değişmesi ve “Tamam anne, bir daha yapmam” diye, sanki 10 yaşındaymış gibi konuşması buna tipik bir örnektir. Ben, kendi hayatımda bunu ilk kez üniversitede ailemle tartışırken fark ettim; gayet olgun bir şekilde konuşurken bir anda savunmaya geçiyor, sesimi yükseltiyor, sonra da odama kapanıyordum. Fark ettiğimde hem şaşırdım hem de kendime biraz kızdım.
Bu tür regresyon, yoğun duyguyu taşıyamadığımız anlarda hızlı bir “sigorta atma” gibi çalışır. Peki neden önemli? Çünkü bu anları tanıyabilirsen, “Şu an 30 yaşında değil, 8 yaşındaki halim konuşuyor” diye kendini yakalayabilir ve tepki vermeden önce durmayı deneyebilirsin. Türkiye’de birçok yetişkin, özellikle aile içi tartışmalarda bu tür regresyonu yaşıyor ama “Aile arasında olur öyle” diyerek geçiştiriyor.
Daha Derin Regresyon – Kişilik Örgütlenmesiyle İlişkili Durumlar
“Regresyon sadece kısa bir çocuklaşma mı?” diye soran çok oluyor. Kısa cevap: Hayır. Bazı kişilerde, özellikle erken dönem travma, ihmal veya duygusal yoksunluk yaşanmışsa, regresyon sadece anlık bir savunma değil, kişiliğin temel işleyişine gömülü bir örüntü haline gelebiliyor.
Bunu nerede görürüz? Örneğin, partnerine tamamen bağımlı yaşayan, karar veremeyen, ayrılık tehdidiyle karşılaştığında ciddi panik ataklar geçiren ve tutarsız davranışlar sergileyen biri, aslında iç dünyasında kendini hala “terkedilmiş küçük çocuk” gibi hissediyor olabilir. Benim klinik deneyimimde, sınır (borderline) kişilik örüntüsünde, terk edilme tetiklendiğinde çok yoğun regresif tepkilerle (ağlama krizleri, kendine zarar verme, dramatik tehditler) sık karşılaştım.
Burada soru şu: Böyle derin regresyon yaşayan biri “sadece irade göstererek” düzelebilir mi? Gerçekçi olalım; çoğu zaman hayır. Uzun süreli psikoterapi, güvenli bir ilişki alanı ve bazen de psikiyatri desteği gerekebiliyor. Çünkü artık mesele sadece tek tek davranışlar değil; benlik algısının, ilişki kurma biçiminin ve duygusal düzenleme kapasitesinin yeniden inşa edilmesi oluyor.
💡 Uzmanların Bildiği Ama Kimsenin Söylemediği Sır – Regresyonu Bastırmak Değil, Kullanmayı Öğrenmek
Yıllarca pek çok danışanımda regresyon gördüğüm halde, başlarda “Bu çocukça tepkileri nasıl yok ederiz?” diye düşünerek büyük bir hata yaptım. İlk denemem tam bir fiyaskoydu; danışana “Bu tepkiniz fazla çocukça, daha olgun tepki vermeyi deneyelim” dediğimde, seansın geri kalanında duvarla konuşur gibi hissettim. Kendini yargılandı, anlaşılmadı ve küçümsenmiş hissetti.
Yıllar içinde öğrendiğim kilit nokta şu oldu: Regresyonu tamamen bastırmaya çalışmak, çoğu zaman geri tepiyor. Bunun yerine, o “çocuk taraf”ı tanımak, anlamak ve ona yeni, daha sağlıklı ifade yolları öğretmek çok daha etkili. Örneğin, bir danışanım patronundan sert bir mail aldığında ağlamaya başlıyor, çalışmayı bırakıyor ve yatağa giriyordu. Seanslarda önce bu tepkisinin altında yatan “yanlış yaparsam sevilmem” şemasını keşfettik. Sonra, o an ağlamak yerine 10 dakika yürüyüşe çıkmayı, ardından da kendine şu cümleyi söylemeyi denedik: “Şu an 9 yaşında değilim, yetişkin tarafım da burada.” Birkaç ay içinde, aynı tetikleyici mailler geldiğinde bile üretken kalabildiğini görmek ikimiz için de heyecan vericiydi.
Örneğin, sen de partnerinden eleştiri duyduğunda hemen kabuğuna çekiliyorsan; o anda nefes alıp “Şu an içimdeki küçük halim çok incindi, ama yetişkin halim bu konuşmayı sürdürebilir” demeyi deneyebilirsin. Bu basit değişiklik her şeyi bir anda mucizevi biçimde düzeltmez, ama sinir sistemine yeni bir yol açar ve terapiyle birleştiğinde kalıcı dönüşümlere zemin hazırlar.
Sıkça Sorulan Sorular
psikolojide regresyon nedir tam olarak, kısaca açıklar mısın?
Psikolojide regresyon, kişi yoğun stres veya duygusal çatışma yaşadığında, daha çocukluk dönemine ait düşünme ve davranma biçimlerine geri dönmesidir. Yani beyin, o anı tolere edemediği için geçmişte kendini daha güvende hissettiği bir moda geçer. Ben, danışanlara bunu “içindeki küçük çocuğun direksiyona geçmesi” olarak anlatıyorum; çoğu zaman bu benzetme her şeyi bir anda netleştiriyor.
Regresyon yaşadığımı nasıl anlarım?
Bunu merak etmen çok doğal çünkü çoğu kişi regresyonu “sinirim bozuldu, o an kendimi tutamadım” diye açıklıyor. Eğer bir çatışma anında ses tonun inceliyorsa, dramatik şekilde alınmaya başlıyorsan, “bana hep böyle yapıyorsun” gibi genelleyici cümleler kuruyor ve sonrasında pişman oluyorsan, büyük olasılıkla regresif bir moda geçiyorsun. Ben öğrencilerime, “Sanki yaşın bir anda küçülüyor mu, bunu yokla” demelerini öneririm.
Regresyon her zaman patolojik midir, yani bir hastalık belirtisi mi?
Hayır, her regresyon bir ruhsal bozukluk anlamına gelmez. Kısa süreli, durumsal regresyon; yoğun stres altında pek çok sağlıklı insanda görülebilir. Mesela yetişkinlerin ağır hastalık dönemlerinde ailesine aşırı bağlanması veya çok kaygılı olduğunda “yanımda kal” demesi, doğal bir geri çekilme halidir. Patolojik olan; regresyonun hayatın çoğunu ele geçirmesi, işlevselliği ciddi şekilde bozması ve genellikle başka belirtilerle (ilişki kaosu, dürtü kontrolü sorunları, kendine zarar verme vb.) birlikte seyretmesidir.
Regresyon tedavi edilebilir mi, yoksa ömür boyu sürer mi?
İyi haber şu: Çoğu regresif tepki, uygun psikoterapiyle belirgin şekilde azalır ve yönetilebilir hale gelir. Tamamen yok olması değil, yoğunluğunun ve sıklığının azalması hedeflenir. Benim deneyimimde, özellikle duygusal farkındalık ve şema terapisi yaklaşımlarıyla çalışan danışanlar, birkaç ay içinde “Artık aynı durumda eskisi kadar çocuklaşmıyorum” demeye başlıyor. Derin kişilik örüntüleri söz konusuysa süreç daha uzun sürebilir; bu da oldukça normaldir.
Çocuklarda regresyon ne anlama gelir, ne zaman endişelenmeliyim?
Çocuklarda regresyon, çoğu zaman gelişimsel sürecin doğal bir parçasıdır. Örneğin, yeni kardeşi olan bir çocuk tuvalet eğitiminde geriye gidebilir, tekrar altını ıslatabilir ya da bebek gibi konuşmaya başlayabilir; bu, ilgi arayışının ve duygusal uyum çabasının bir ifadesidir. Ancak bu durum uzun sürüyorsa, çocuğun genel işlevselliği bozuluyorsa veya travmatik bir olay (kaza, kayıp, istismar şüphesi) sonrası ortaya çıktıysa bir çocuk ve ergen psikiyatristine ve/veya psikoloğa başvurmak gerekir. Ben ailelere, “2-4 haftayı geçen, giderek artan ve çocuğu zorlayan regresyon belirtilerini mutlaka ciddiye alın” diyorum.
Regresyonu kendi başıma yönetebilir miyim, neler yapabilirim?
Elbette bazı adımları kendin de atabilirsin, ama bu tek başına her zaman yeterli olmayabilir. Önce tetikleyicilerini fark et: Hangi cümleler, hangi durumlar seni çocukluk yaralarına götürüyor? Sonra, o anlarda kısa bir mola vermeyi, nefes egzersizleri yapmayı ve “Şu an kaç yaşındayım?” diye kendine sormayı dene. Ben danışanlarıma, tetikleyici durumlar için önceden bir “B planı” yazmalarını öneriyorum; örneğin tartışma sırasında 5 dakikalık mola istemek, odayı terk etmek yerine su içmek gibi. Yine de sık ve şiddetli regresif tepkiler yaşıyorsan profesyonel destek alman çok önemli.
İlk Adımı Atmaya Hazır Mısın?
Psikolojide regresyon nedir sorusuna artık sadece kitap tanımıyla değil, kendi hayatından örneklerle de cevap verebileceğini hissediyorsan, bu bile önemli bir başlangıç. Bugün, kendini en son ne zaman “yaşımdan küçük” davranırken yakaladığını düşün ve o anı kâğıda yaz. Hangi duygu, hangi cümle, hangi yüz ifadesi seni tetiklemişti? Bu küçük gözlem, değişim için güçlü bir ilk adımdır.
psikolojide regresyon nedir konusunda ilk adımı bugün at: Bir sonraki yoğun tartışmada, tepki vermeden önce sadece 10 saniye durmayı dene ve içinde konuşan tarafın kaç yaşında olduğunu fark etmeye çalış. Deneyimini yorumlarda paylaş; merak ettiğin sorular olursa, klinik deneyimimden yola çıkarak yanıtlamaya çalışırım. Ve unutma, burada paylaşılan bilgiler genel psikoeğitim amaçlıdır; kendi durumun için mutlaka bir ruh sağlığı profesyoneline danış.
Uzm. Klinik Psikolog tarafından medikal açıdan gözden geçirilmiştir. Bu metin tanı ve tedavi yerine geçmez; kişisel ruh sağlığı durumun için psikiyatristine veya klinik psikoloğuna başvurmayı ihmal etme.
